Çanakkale… Adı anıldığında bile yürekte bir sızı, gözlerde bir buğu bırakır. “Çanakkale içinde vurdular beni” diye başlayan o türkü, sadece bir ağıt değil, bir milletin hüzünlü hatırasıdır. O türkünün her kelimesi, cephede şehit düşen binlerce Mehmetçiğin feryadı, geride kalan anaların, yavukluların gözyaşıdır.
Çanakkale’de vurulan sadece Mehmetçik değildi; bir milletin evlatları, bir neslin umudu, anaların dualarıydı.
O gençler, vatan uğruna yüreklerini ortaya koyarak düşmana karşı dimdik durdular. Mermi yağmurunun altında, yaralarına aldırmadan siperde beklediler. Biri düştü, bir diğeri onun yerini aldı. Çünkü onlar biliyordu ki, Çanakkale geçilirse vatan elden giderdi.
Cephede vurulan askerlerden biri belki İstanbul’dan gelen bir tıbbiyeliydi, belki Anadolu’nun ücra bir köyünden kopup gelen bir delikanlı.
O mermiyi yediklerinde düşündükleri tek şey vardı: "Vatan sağ olsun!"
“Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni…”
Bu sözler, o yıllarda yaşanan acıların en yalın ifadesidir. Daha genç yaşında vatan için şehit düşen Mehmetçik, sanki son nefesinde bu türküyü fısıldıyordu. Çünkü birçok asker, toprağa gömülmeden önce bile ruhunu teslim etmişti. Kimi kollarında, kimi bacaklarında bir eksikle döndü, kimi hiç dönemedi.
Ama ne oldu?
Çanakkale düşmedi!
Çanakkale, sadece bir savaş meydanı değil, bir milletin varoluş simgesidir. O gençlerin kanıyla suladığı bu topraklar, bugün bizlere bir emanet olarak bırakıldı. Bizler, her Çanakkale türküsü duyduğumuzda bu emaneti hatırlamalıyız. Çünkü onların fedakârlıkları unutulursa, ruhları asıl o zaman incinir.
O yüzden Çanakkale’de vurulanları unutmamak, onların uğruna savaştığı değerleri korumak, birlik içinde olmak bizim boynumuzun borcudur.
Ve unutma…
O gençler vuruldu ama Çanakkale düşmedi!